buraya
sürekli değişik dinlerden, değişik yerlerden insanların gelerek
yerleştikleri anlaşılmaktadır. Antalya şehri, körfezin ortasında, dik
bir kayalığın üzerinde kurulmuştu. ve mutasarrıflık buradaydı. Üç surla
çevrili olan kentin çok heybetli bir görünüşü vardı. Bu surların alt
bölümlerinde bulunan geniş çukurlar, Düden Çayı'nın sularıyla dolar ve
şehir, bu su hendekleriyle korunurdu.
XIX, yüzyıl sonunda Antalya Sancağı'na eğitim ve öğretim faaliyetleri, 2 bin 600 öğrencinin devam ettiği 50 okulla sürdürülürdü.
Antalya'da
gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde merkez ve ilçelere
60'dan fazla medresenin bulunduğu bilinir. Bugün pek çoğu harap olmuş bu
yapıların içinde 1250 yılında Selçuklu Veziri Karatay tarafından
yaptırılan medreseyle, Elmalı'daki Osmanlılar döneminde Ömer Paşa
tarafından yaptırılan medrese, sağlam olarak kalmıştır.
XIX.
yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun bırakmak zorunda kaldığı
topraklardan gelen göçmenlerin yerleştirildiği Antalya, sözü geçen
yüzyılın ikinci yarısında Konya Vilayetine bağlanan bin sancağın (Teke)
merkezi oldu.
ANTALYA KURTULUŞ SAVAŞI DÖNEMİ
Kurtuluş Savaşı Dönemi
Birinci
Dünya Savaşı'ndan önce bu sancak, adı geçen vilayetten ayrılarak
bağımsız bir sancak haline girdi. Mütareke döneminde şehir, bir aralık
İtalyanların işgali altındaydı. İtalyanlar Antalya halkına, kendilerini
Türk dostu olarak göstermeye çalışıyorlardı. Bu amaçla, Yunan işgali
bölgesinden Antalya'ya gelen göçmenlere ve yoksul halk tabakalarına
çeşitli yardımlarda bulunuyor, ayrıca yollar ve okullar açıyorlardı.
Çiftçiyi ve taciri kendi tarafına çekmek isteyen İtalyanlar, gerekli
kredileri vermek üzere Banco Di Roma'nın Antalya'da şubelerini açmaktan
geri durmadılar. Ancak şehir çok geçmeden boşaltıldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder